Haber
04 Haziran 2020 - Perşembe 15:43 Bu haber 462 kez okundu
 
Yeni Normal Ve Milliyetçilik
Hayatta her şeyin, toplumsal yaşantımızın ve reaksiyonlarımızın bile doğada bir karşılığı mutlaka var. Asıl konuya girmeden önce gerçekten yaşanmış çok ilginç bir olayı aktarmak istiyorum. * 1934 yılında Anadolu topraklarında çok ilginç bir savaş yaşanıyor. Belki de tarihin ilk ve en büyük hava savaşı diyebileceğimiz bir olay. Sonrasında Türkiye’de, hatta dünyanın pek çok ülkesinde hava harp okullarında ders olarak bile anlatılmış, incelenmiş bir muharebeden bahsedeceğim.
HABER ANALİZ Haberi
Yeni Normal Ve Milliyetçilik

Yazan : Alptekin AYDOĞAN

Hadise 1934 yılının Ağustos ayında Aydın’ın Germencik ilçesi, meşeli köyü Soğuk Pınar mevkiinde başlıyor. 6 Kartal, organize bir biçimde bir leylek yuvasına saldırır ve anne baba ve yavrulardan oluşan bir aileyi tümüyle öldürür. Köylüler bu saldırıyı hayretle izler. Ancak asış ilginç olay birkaç gün sonra yaşanır. Yeniden dönen kartallar bir başka Leylek yuvasına saldırır ki şaşırır kalır. Yuva boştur. Gezdikleri diğer yuvalarda da yavru leylek bulamazlar.

*

Leylekler, bir önceki saldırıdan sonra tedbir almış ve yavrularını güvenli yerlere taşımıştır. Bu sırada 300 kadar leylek ortaya çıkar ve kartallara saldırır. Güçlü gagalı leylekler ve güçlü pençeleri ile havada gerçekleşen savaş saatler boyunca sürer.

Kartallar muharebeyi dağlık ormanlık bölgeye çekmeye çalışsa da leylekler yerleşim yerleri üzerinde, yakınında kalmaya gayret eder. Yaralanan leylekler yere iner, çevredeki çiftçiler tıbbi müdahale yapar. Aydın halkı leyleklerin yanında yer alır, yaralılara yardım eder, yorgun düşenlere yiyecek su sağlar. Dinlenen tedavisi yapılan leylekler tekrar uçar çarpışmaya katılır. Yaralı sayısı o kadar artar ki halk kızılayı yardıma çağırır. Çarpışmalar hava kararana kadar devam eder. Türkiye'de bulunan NewYork Times muhabiri de olayı yerinden takip eder ve haberler Amerika medyasında da geniş yankı bulur.

*

Ertesi gün sabah ilk ışıklarla birlikte ilginç bir gelişme olur. Farklı bölgelerden, illerden takviye leylek birlikleri gelmeye başlar. O günün gazete haberlerinde bu sayının 2 bin civarında olduğu söyleniyor. Tabi kartallar da ilginç bir şekilde takviye kuvvetlerle gelir. İkinci gün gökyüzü tam anlamı ile cehennemi yaşar. Binlerce leylek kartallara karşı amansız bir mücadele verir. Sayıca üstündürler ama Kartalların savaş deneyimi donanımı daha fazladır.

*

Düşünün, telsiz yok, telefon yok, iletişim sıfır. Ancak leylekler ve kartallar amansızca bir mücadele veriyor. Çatışmalar ilginç bir şekilde yayılıyor ve Balıkesir, Bandırma, Bursa Orhangazi ve Trakya bölgelerinde de çatışmalar başlıyor. Savaş neredeyse ege ve Marmara yı kaplıyor.

*

Leyleklerin ağır zaiyat vermesi üzerine çiftçiler tüfeklerle kartallara ateş ederek çatışmaya müdahil oluyor. Bazıları dönemin Genelkurmay başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’a telgraf çekerek müdahil olunmasını istiyor. Günler süren çatışmaların ardından kartalların muharebeden çekilmesi ile savaş son buluyor.

*

Bu anlattıklarım ne bir masal, ne de hikaye. Canlı canlı yaşanmış izlenmiş bizim topraklarımızdan bir hadise. Belki de bu toprakların bir hikmetidir. Çanakkale’yi, Sakarya’yı yaşamış bu topraklar Leyleklerin savaş destanına da ev sahipliği yapmış.

Kuş beyinli deyip hor gördüğümüz bu canlılar, kendi türleri tehdit altına girdiğinde inanılmaz bir mücadele vermiş. Doğada her canlı tehdit altında olduğunda kendi türünü korumak için aynı mücadeleyi verir.

Korona sonrası hayatta, Küreselleşme nin rafa kalkması ile ülkeler, milletler içine kapanmaya başladı. Açılan sınırlar kapandı. Tüm dünya içine dönmeye başladı ve kendi kendine yetmeye başlarken dışarıdan gelecek her tehdide de tedbir almaya başladı. Bunun adı ‘’Milliyetçilik’’ tir. Kendi türünü tehditten korumak, neslinin devamını sağlamak her canlının hakkıdır. Tabi bu başka türlere zarar vermek anlamına da gelmez.

*

Tabi bu konuda en şanssız ülke bizi sanırım.

Her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına alan bir yönetim anlayışı, Milliyetçiliği faşistlik zenneden bir başka garabet zihniyet maalesef şu günlerde hakim düşünce ülkemizde.

Bir kitle var ki, Arap milliyetçiliğinin Osmanlı’yı yıktığını görmezden gelip hala ümmetçi bir anlayışla Arap  seviciliği yapmakta.

Bir başkası, Rusya’nın eski yoldaşları, Çeçenistan, Ukrayna, Gürcistan gibi ülkelere bu gün yaptığını görmezden gelerek hala ‘’Halkların Kardeşliği’’ diyebiliyor.

Birileri çıkıp hepimiz Ermeniyiz diyor, diğerleri Atina’da barış güvercini uçuruyor.

Leylek kadar aklı olmayanlar, Ege de 18 adamızın işgal edildiğini, Lavrov kampında Pkk’lı teröristlerin eğitildiğini görmüyor. Dünyanın her yerinde aleyhimizde çalışan, bürokratlarımızı öldüren, Karabağ’da soydaşlarımızı katleden Ermeniler için türkü yakıyor.

Bizde ne olur, nasıl olur bilemem ama, kendi içine dönen dünya devletlerinde hakim anlayışın ‘’Milliyetçilik’’ olacağı kesin. Sanırım biz de Atatürk’ün çizdiği ‘’Türkiye Milliyetçiliği’’ anlayışını bir an önce gözden geçirmeliyiz.        

Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı