Yazı Detayı
21 Eylül 2018 - Cuma 17:14
 
ESTEBE...
Cevdet Çankaya
 
 

Dün gece çok geç bir saate aradı ..

Sanırım içkiliydi biraz.Ama o çocukluk arkadaşımmış gibi değen,dokunan sesi , halden anlar , vakur tavrı üzerindeydi.

*

-Kuşadasindayim..Görüşebiliriz diye düşündüm.seni alalimmi..?

 

Çok yakın bir dostumu kaybetmiştim saatler öncesinde,dağınıktım üzgündüm..

 

-Yorgunum Estebe .Diyebildim en çok.

 

-İyi ya işte,benimle dinlenirsin ,yoksa sana iyi gelmiyormuyum..?

*

Duyulacak kadar kıkırdıyordu,

''Sen bilirsin , mezeleri bizden getirdim'' derken.

*

Çok zeki biriydi ..

Bir adres bulma kargaşasında tanışmıştık..

Kuşadasının en yabani, en yeni yerleşik insanına , ısrarla bir özel diş hekimliğinin adresini sorması idi tanışmamızın kendisi.Bense en çok devlet hastanesinin yerini bilebilenlerdendim ..

*

Türkçesi, bazı harfleri yutması, yada gereksiz inceltmesi dışında mükemmeldi.

Tepesinde kalmamış ,ama ensesin de adeta köpüren ve renk renk ince tokalarla dizginlediği , gür gri saçları olan ,hafif kamburmsu duruşlu , ben boylarda ,benden en az on yaş genç,buğday tenli ince yapılı biriydi ..

*

Hani bazı gruplarda hep olur öylesi, hani bir birşey istensede yerine getirsem amadesiyle , herkesin gözüne bakar..

İşte öyle biriydi Estebe..

Asla hizmetkar değil ,ama hizmet ruhlu biriydi.

Sanırım benzetmiştim kendimi ona, yada onu kendime.

Sevmiştim yaratılışını.

*

Neden gelemiyeceğimi, beni hiç yormadan anlamıştı.

 

-İstediğin misinayı getirdim, nereye bırakayım.?

 

Balıkçılığı iyi bilenlerin tavsiye ettiği bir misina markası sipariş vermiş, bulursan al demiştim,buralarda yokmuş.

Çok ince olmasına rağmen, sağlam suda duruşu balığı ürkütmeyecek cinstenmiş.. filan.

Şuraya bırak diyebileceğim tek bir tanıdık adres yoktu.

Kendisinde kalmasını ,bir dahaki gelişinde alacağımı söyledim.

*

Vedalaştıktan sonra Estebe'nin anlattıkları geçti aklımdan..

Yoksul bir yunan çocuğu idi.

Adalardan birinde doğmuş,okuldan sonra keçi çobanlığı yapmış,çok sevdiği eşi ,Norveçli zengin bir liman sahibiyle kaçıp gittikten sonra, içine çakılmıştı uzun zaman..

İyi derecede ingilizceden sonra , birde Türkçe eklemiş üstüne ve tercüman- kılavuzluk hizmetleri veren bir şirketin aranılan elemanı olmuştu..

Tanışmamızın akabinde ,birlikte seyyardan pilav üstü tavuk yemiş, belediye bahçesinde üçer beşer bardak çay içmiştik,oda demli seviyordu..

*

Estebe ''istediği olan'' 'Başaran''demekmiş Yunancada..

Söylerken acı bir gülümseme kaplamıştı yüzünü.

Ama biliyordum , insanın ismi ile müsemma olmadığını.

Muhammed isimli zalimler ,

Ali,Hamza ,Osman ,Bekir isimli keyfi katiller tanımıştım çok..

*

Hem ,zatende başarmış biri idi bana göre Estebe..

Sadece savaşmak, savaşılmak üzere varolagelmiş (!)iki kıyı ülkenin denizini aşarak , Yozgat'ın çorağında doğmuş, Ankarada büyümüş, eski bir Ülkücü hükümlüye kardeşçe dokunmuştu..

Yitik bir yanımı bulmuştum Estebe'de.

*

Martıların neden ülkesi yoktur ?,

Neden sınırları yoktur denizlerin?,

Rüzgarlar neden hükümetleri dinlemez? ,

Yada bulutlar hep bir araziye ait değildirler..?

Ormanlar niye alıp giderler başlarını kimseye danışmadan?

Daha anlamıştım ondan sonra dünyayı ,

Estebeyi ve kendimi,

Dünya hepimizindi

Dünya kimsenin değildi..

*

Teşekkürler Karşı kıyının güzel insanı,

Teşekkürler Estebe,

Karşılıklı ve hep hatırlanmak, özlenmek ümidi ile..!

Buralarda olacağım bir sonraki geldiğinde,

Pilavlı tavuk benden ,çaylar senden,

*

Sevgiyle..

 
Etiketler: ESTEBE...,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı